Sağlıklı Yaşam 3 dk okuma Selenay Koral Güncellendi:
Emeklilikte Günü Yeniden Kurmak
Emeklilikte asıl zorluk boş zaman değil, şekilsiz zamandır. Gevşek ama gerçek bir günlük iskelet, özgürlüğü huzursuzluğa dönüşmekten korur.
Emeklilik uzun yıllar boyunca bir hedef gibi düşünülür. Nihayet sabah alarmı kurmamak, kimseye hesap vermemek, günü istediği gibi geçirmek. Bu beklenti gerçekleştiğinde ise pek çok insan beklemediği bir şeyle karşılaşır: günün fazlasıyla boş ve şekilsiz olması. İlk haftaların rahatlığı birkaç ay içinde yerini huzursuzluğa bırakabilir. Bunun nedeni emekliliğin kendisi değil, düzenin yerine yeni bir şey konmamasıdır.
Çalışma hayatının gizli işlevleri
Bir iş yalnızca gelir sağlamaz. Aynı zamanda günü bölümlere ayırır, sosyal temas kurar, hafta içi ile hafta sonunu birbirinden ayırır ve kişiye "bugün şunu yaptım" diyebileceği bir içerik verir. Emeklilikle birlikte bunların hepsi aynı anda ortadan kalkar. Kaybedilen şey iş değil, işin sessizce taşıdığı bu işlevlerdir.
Bu yüzden emekliliğe geçişte en işe yarayan hazırlık, geliri planlamak kadar günü planlamaktır. Emeklilikten önce sorulması gereken soru "ne kadar param olacak" ile birlikte "salı sabahları ne yapacağım" olmalıdır.
Gevşek ama gerçek bir iskelet
Emeklilikte katı bir program kurmak çoğu insana itici gelir; zaten programdan kurtulmak için beklenmiştir. Ama tümüyle plansız bir gün de kısa sürede televizyon ve telefon arasında erir. Aradaki denge, gevşek fakat gerçek bir iskelettir.
Bu iskeletin üç ayağı vardır. Birincisi sabit bir uyanma saati; uyku düzeni bozulduğunda gün de bozulur. İkincisi her güne yerleştirilmiş, evden çıkmayı gerektiren bir etkinlik. Üçüncüsü haftanın belirli günlerine bağlanmış birkaç sabit uğraş. Sabit günler, haftanın tekdüzeleşmesini engelleyen en basit araçtır.
Sosyal bağları yeniden kurmak
Emeklilikle birlikte en hızlı zayıflayan şey sosyal çevredir. İş arkadaşlıkları çoğunlukla ortamla birlikte biter. Bu, insanların vefasızlığından değil, temasın kendiliğinden sağlandığı zeminin ortadan kalkmasından kaynaklanır. Yerine yeni bir zemin konmazsa yalnızlık sessizce büyür.
Yeni zemin genellikle düzenli tekrarlanan bir etkinlikten doğar. Bir kurs, bir yürüyüş grubu, bir dernek, düzenli bir gönüllülük. Buradaki anahtar kelime düzenliliktir; arkadaşlık tek seferlik karşılaşmalardan değil, tekrardan doğar. Ayrıca farklı yaş gruplarıyla temas kurmak, gündemi ve bakış açısını belirgin biçimde canlı tutar.
Katkı duygusunun yeri
Emeklilikte hissedilen boşluğun büyük bölümü, işe yaramama duygusundan gelir. Yıllarca bir şeyin parçası olan kişi, birden kimseye gerekmediğini hisseder. Bu duygunun panzehiri dinlenmek değil, katkıda bulunmaktır.
Katkı büyük olmak zorunda değil. Torunla düzenli ilgilenmek, bir komşuya destek olmak, mesleki bilgisini genç birine aktarmak, mahalledeki bir işi üstlenmek. Bunların ortak yanı, kişiye kendisini bekleyen bir şey vermesidir. Beklenen olmak, emeklilikte en çok özlenen histir.
Bedeni ve zihni hareket halinde tutmak
Gün düzeninin fiziksel ayağı ihmal edildiğinde diğer her şey zorlaşır. Düzenli yürüyüş, bahçeyle uğraşmak ya da hafif egzersiz sadece bedeni değil ruh halini de doğrudan etkiler. Aynı şekilde zihnin de yeni şeylerle karşılaşmaya ihtiyacı vardır. Yeni bir beceri öğrenmek, uzun süredir merak edilen bir konuya girmek ya da yazmak, zihinsel canlılığı korumanın en erişilebilir yollarıdır.
Bir noktayı da eklemek gerekir: emekliliğin ilk aylarında hissedilen dalgalanmalar normaldir. Uzun süren, gün içindeki isteği tümüyle söndüren bir çökkünlük varsa bunu yaşın doğal sonucu saymamak ve destek almak gerekir.
Eşlerin bu geçişi birlikte yaşadığı evlerde ayrı bir denge gerekir. Yıllarca gündüzleri ayrı geçiren iki insan birdenbire aynı evde tüm günü paylaşmaya başlar. Bu, beklenenin aksine her zaman yakınlaştırıcı olmaz; kişisel alanın daralması gerginlik yaratabilir. Herkesin kendine ait bir uğraşı, kendi programı ve gün içinde birbirinden bağımsız geçirdiği birkaç saati olması, birlikte geçirilen zamanı da daha keyifli kılar.
Bir de emekliliği kademeli hale getirme seçeneği var. Kimi insan tam durmak yerine yarı zamanlı çalışmayı, danışmanlık yapmayı ya da eski mesleğiyle bağını sınırlı biçimde sürdürmeyi tercih ediyor. Bu ara biçim, hem gelir tarafını yumuşatıyor hem düzenin bir anda çökmesini engelliyor. Herkes için uygun değil, ama mümkün olduğu durumlarda geçişi belirgin biçimde kolaylaştırıyor.
Emeklilik bir bitiş değil, günü kimin kuracağının değiştiği bir dönemdir. Yıllarca o kararı iş verdi; artık kişinin kendisi veriyor. Bu özgürlüğü verimli kılan şey ise sınırsızlık değil, kendi elleriyle kurulmuş sade bir düzendir.